Osmanlı İmparatorluğu döneminde, ulaşım ve sefa için kullanılan kayık anlayışı, İmparatorluğun son yıllarında, çağdaş kürek sporuna geçişin de, aracı oldu. “Kayık Yarışı” adı altındaki düzenlemeler, çağdaş kürek sporunun temelini oluşturur.
İzmir, bu bakımdan, daha bir öndedir. Osmanlı’da “Kürek” bölümünde görüleceği üzere, bu kentin sahilindeki, organize kayık yarışlarının önceliği ve öncülüğü vardır.
Japonya’da 1899 yılında, resmi bir ziyaret için gönderilen Ertuğrul Firkateyni’nin personeli, uğradıkları Singapur Limanı’nda kürek yarışlarına davet edildi. Türk Denizcileri, katıldıkları yarışı kazandılar. Bu yarışmanın bir resmiyeti yoktu, ama, bu, kürek sporu adına, simge bir anıdır… Ne acıdır ki, Ertuğrul, Japonya dönüşü yakalandığı fırtına nedeniyle, 540 subay ve eriyle birlikte, Osima Adası açıklarında sulara gömüldü ve Türk Ulusu’nu büyük yasa boğdu.
7 Eylül 1913 günü, ülkede, çağdaş kürek sporu anlayışının, başlangıcı olarak benimsenir. Zira, o gün, “Donanma-i Osmani Muavenet-i Milliye Cemiyeti”, yani donanma Cemiyeti’nce, moda koyu’nda düzenlenen, “Deniz Şenlikleri”ndeki kürek yarışları, çağdaş anlayışa, ilk kürek çekişti. Padişah Sultan Reşat’ında izlediği yarışlarda, Fransız, Alman, İtalyan ve Amerikan Filikaları arasında, Türk Kulüpleri yoktu ama, Galatasaray Sultanisi ve İstanbul Sultanisi Öğrencileri’nin, yabancılardan, geçici olarak aldıkları teknelerle yarışmaları, ilgi, takdir ve beğeni topladı. Amaç, Balkan Savaşı olumsuzluklarını, manevi yönden gidermek ve toplum dayanışmasını sağlamaktı. Kahramanlıklara sahne olan Hamidiye Kruvazörü’nün eskortluğunda, Padişah’ın bulunduğu Ertuğrul Yatı’nın yarış yerine gelişinde Osmanlı Topçuları’nın top atışları ve yabancı bandıralı gemilerin düdük sesiyle selamlamaları, yarışları izlemeye gelen Moda Kıyıları’ndaki halk arasında büyük coşku yarattı.
Çağdaş kürek sporunun ilk adımı Fenerbahçe Kulübü’nde atıldı. Sarı Lacivertli cami, 1914 yılında başlattığı çalışmaları, kulübün Altıyolağzı’ndan, kuşdili’ndeki binaya taşınıp, burada bir kayıkhane yaptırması ile birden hızlandı. İstanbul Mebusu Salah Cimcoz ve Prens Muhsin Yeğen’in hediye ettiği futalarla, Türk kulüpleri’de bu spora başladılar.
Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine, İngiliz Kulüpleri’nde el konulan teknelerin 1915 yılında türk Kulüpleri’ne dağıtılmalar, bu spora ilgi duyan kulüplerin sayısını arttırdı. Anadolu, Altınordu ve Haliç İdman Kulüpleri Fenerbahçe’yi yalnız bırakmadı. Galip Kulaksızoğlu, Said Sebahattin, Klişeci Kenan, Yedibela Fahri, Muhtar, Muhib, Hayri, Cevat ve Kadir Beyler, kürek sporunun ilk çehreleri oldular. Sonra Cenap ve Hüsamettin Baltaoğlu ile Eftal Nogan, bu spora gönül verdi.
İlk kulüplerarası kürek yarışı, 13 Temmuz 1917 günü, Fenerbahçe ile Anadolu kulüpleri arasında, Kalamış İdman Bayramı’nda 2 çifte ve 3 çiftede oldu. Yarışları 2 çiftede Kemal Niyazi (Seyhun) ve Münir Nurettin (Selçuk), 3 çiftede Galip (Kulaksızoğlu), sait Selahattin (Cihanoğlu) ve Hulki (Kutluk) beylerden oluşan Fenerbahçeli Kürekçiler kazandı. Dümende Ziya (Denizeri) Bey vardı.
Sonra 1917 yılında yine Donanma Cemiyeti, Heybeliada’da Sultan Reşat Kupası Yarışları düzenledi. Bahriye Okulu rıhtımında oluşturulan görkemli çadırdan, Sultan Reşat, Sadrazam Talat Paşa, Harbiye Nazırı Enver Paşa ve Bahriye Nazırı Cevat Paşa’nın da izlediği, fırtınalı, dalgalı günde, sadece 3 çifte yarışı yapıldı. Galatasaray, Altınordu İdman Yurdu ve Beykoz kulüplerinin kürekçileri yarışları terk ederken, Anadolu Kulübü’nün teknesi battı ve Fenerbahçe Teknesi, yarı yarıya su solmuş olarak yarışı tamamlayıp Sultan Reşat Kupası’nı aldı. Sarı Lacivertli teknede yine Galip, Hulki, Sait ve Ziya beyler vardı.
Savaşlar nedeni ile kürek etkinliği adeta durdu. Malul Gaziler Cemiyeti’nin, 1922 yılında koyduğu kupa, kürek yarışlarına yeniden ivme verdi. Bu kupa kürekte Galatasaray – Fenerbahçe rekabetinin ilk noktası oldu.2 çiftedeki yarışta, Fenerbahçe’nin 2 teknesi birinci ve ikinci olurken Galatasaray teknesi abandone oldu. Birçok spor dalında olduğu gibi, Fenerbahçe – Galatasaray çekişmesi, kürek sporuna da çok şey kazandırdı. Bu yıllarda dönemin kaba sandallarıyla rekabet ruhunun incelikleri yaşandı.
1925 yılında, İstanbul Bölgesi Denizcilik Heyeti’nin Beykoz’da düzenlediği yarışta da bu çekişme vardı.
1920’li yıllar sonu, bayanlarda kürek sporu, ayrı bir heyecan kazandı. Kızkardeş kürekçiler Melek, Fitnat ve Nezihe hanımların yanı sıra, Nevhilal, Melahat, Vecibe ve Leyla Şerefnur hanımlar ilk bayan kürekçiler oldular.
Bu dönemde, Corci Usta’nın yaptığı tekneler ilgi görüyordu.
Aynı dönemde, Beykoz’un yanı sıra Bakırköy, Sümerspor ve Samatya Demirspor bu sporda filizlendi.
Türk Kürek Sporu, 1931 yılında ileri görüşle bir güzelliği gerçekleştirdi. Türkiye Kürek Federasyonu FISA ya 17. ülke olarak üye kabul edildi. Dünya genelinde böylesine katılım prestij getirdi ama gelişmenin ateşleyicisi olamadı. Bu kadar erkenci Türkiye’nin FISA nın düzenlediği Dünya Şampiyonası’nda 1966 yılında kürek tutabilmesi geç kalmışlığın göstergesiydi.
1930’lu yılların başında Fenerbahçe ve Galatasaray Kulüpleri’nin dışında, Beykoz, Altınordu, Haliç Kulüpleri de kürekte çok iddialılardı. Yarışlarda genellikle Fenerbahçe ve Galatasaraylılar arasında sık sık tartışmalar çıkar ve hakem kararına itirazlar sıkça rastlanırdı.
1930’lu yıllarda, “Yağlı Kayış” tan “Futa” ya geçilerek modern anlamda yarış tekneleri yapılmaya başlandı. Bu amaçla Denizcilik Federasyonu’nca Macaristan’dan, Panso adında bir uzman getirildi. Haliçte bir atölye oluşturuldu ve yerli skifler yapımına geçildi.
1940’lı yıllarda kürek şubesi açan kulüplerin sayısındaki artış yanı sıra, kürek etkinliği ağırlıklı yeni kulüplerde açıldı. Galatasaray deniz sporlarına daha önem verip kürekte iyi bir alt yapı ve iyi bir kadro oluştururken Bebek Sahili’ndeki kayıkhane ile bu sporda öne geçti. Almanya’da kürek eğitimi gören Nevin Hassan, çağdaş kürek anlayışının, Türk Kürekçiliği’nde pekişmesine öncülük etti.
Bu dönemde, Galatasaray’ın Tevfik, Suat Kesim, Turgut Atakol ve satı İpek’ten oluşan dört tek ekibi uzun yıllar birinciliği hiçbir ekibe bırakmadı. Aynı dönemde İhsan Ulagay, Bedii Gorbon, Bekir Macur, Seyfi Çakar, Beykozlu Mehmet ve Cevdet başarılı kürekçiler olarak görülür.
1940’lı yıllarda, kürekte çekişme Galatasaray ve Taksim kulüpleri arasında geçti. Beykoz, Hereke ve Demirspor da bu çekişmede yer aldı.
Dünya Kürek Sporu’nun beklide en anlamlı çekişmesi İngiliz Oxford – Cambridge Üniversiteleri kürek takımları arasındaki geleneksel yarıştır. 1942 yılındaki yarışta, Cambridge’nin sekiz tek takımında, Türk Kürekçisi Şamil Uralı’nın bulunması Türk Kürek Sporu’nda bir güzellikti.
Yine 1952 yılında başlayan ve bir anlamda gelenekselleşen Büyükdere – Bebek kürek yarışları Boğaz’ın Rumeli kıyısında her defasında binlerce seyirci buldu.
1950’li yılların başında Taksim Kulübü Kürekçileri’nin birlikte Fenerbahçe’ye geçişleri ile güçlenen sarı lacivertli kulüp, Galatasaray’ın yıllardır süregelen üstünlüğüne “Dur” dedi. Bu gelişim, Türk Sporu’nu ateşleyen çekişmenin kürekteki verimliliği oldu. Bu yıldan sonra bayan kürekçiler İstanbul dışında da görünmeye başladılar. 1952 yılında türk Kürekçileri Frankfurt’da Main Nehri üzerinde, Alman, Avusturya, İsviçre, Danimarka ve Yugoslavya ile yarıştı.
1950’li yıllarda, Tonguç Türsan, Edip Öke, Ahmet Yavaşoğlu, Adem Çavdar, Osman Erdül, Sudi Tombaz, Ali Sermet, Atilla Ortaçağ, Ferit Naylon, Güngör Toygarlı, Can Öge kürek sporunda, en çok sözü edilen sporcular oldular.
1954 yılında, Almanya’da yapılan Geleneksel Golden Skiff yarışını, 8 ülke sporcuları arasında Tonguç Türsan’ın kazanması, gurur verdi.
Bu yoğunluğa rağmen, Kürek Milli Takımı, ilk temasını 1955 yılında yapabildi.1955 Barcelona Akdeniz Oyunları’nda, Türk Kürekçileri de vardı. Tonguç Türsan’ın, emanet ve bozuk tekne ile tek çiftede kazandığı gümüş madalya, çok ama çok değerliydi. Bu başarı, Türk Kürek Sporu’nda simgeleşti. 4 tek de Ahmet Yavaşoğlu, Ali Sermet, Orhan Akı, Güngör Toygarlı, Teoman Bıyıklıoğlu 5. liği aldı..Böylece, Türk Kürek Sporu’nda yurt dışı temasları da başlamış oldu.
1956 yılında Beykoz – Moda arasında yapılan ilk kürek yarışını, Fenerbahçe 1 saat 11 dakika ile kazandı.
Bu arada, İzmir’de kürek sporu çalışmalarının yoğunluk kazandığı, Ankara’da Gölbaşı’nda Kürek etkinliklerinin artış gösterdiği gözlenir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, kürek sporuna ciddi ve sıcak yaklaşımı ile Ankara’da, bu sporun lokomotifi oldu. Ayrıca İzmit Körfezi’nde, spor amaçlı teknelerin süzülmesi de sevindiriciydi. Ama yine de o yıllarda kürek sporunun kalbi İstanbul’da atmaktaydı.
Bu dönemde başarılı kürekçiler şöyle sıralanabilir: Korel Durgun, Muzaffer Sedetman, Ahmet Dilsiz, Bülent Tanatçan, Erdinç Karaer, Günay Kalaycıoğlu, Kemal Çıpa, Kemal Yüce ve Kemal Hoşgör.
1957 yılında, kürek, özgün federasyona dönüştürüldü ve başkanlığına Eftal Nogan getirildi. Federasyon çalışmalarını artık İstanbul’da sürdürdü.
Dünya ülkeleri, kürek sporunu denizlerden göllere hatta göletlere çekmeye başladı. Uluslar arası yarışlar da, durgun sularda gerçekleştirilir oldu.
Bunun üzerine Türk Kürekçileri de gölleri tercih etmeye başladılar ve bazı göllerin kenarlarında, yeni kürek tesislerinin olduğu gözlendi. Ankara’da Mogan Gölü, İstanbul’da Küçükçekmece Gölü, yeni kürek parkuruna elverişli olanlardı.
Ayrıca, Türk Kürek Sporu çağdaş tekne ve malzemeleri kullanır oldu. Bu yeni heyecanlar getirdi.
1960 yılında, Galatasaray’dan ayrılan kürekçilerin, Anadolu Hisarı’na katılmaları ile bu kulüp, İstanbul ve Türkiye Şampiyonluğu’na ulaştı.
Yine, o yıl, Türkiye’de ilk milli temas, İstanbul da Bulgarlar ile yapıldı. Türkiye, 2 çifte de, Kemal Yüce ve Kemal Çıpa’dan oluşan ekip ile birinci geldi.
1959 Beyrut Akdeniz Oyunları’nda kürek dalında yer almayan Türkiye, 1963 Napoli Akdeniz Oyunları’nda bu heyecanı yaşadı. Tek çiftede Yaman Akkaya, iki çiftede Kemal Çıpa ve Kemal Yüce 4., Dümencili iki tek de Sevindik Togay, Atilla Dilsiz ve Kazım Deniz, Dört tek de, Ahmet Yavaşoğlu, Şamil Şilto, Gürol Çiftyıldız, Tayfun Ertuğ ve Nejat Akdoğan 5. oldu.
1964’de İstanbul Pendik önlerinde yapılan yarışlarda, Türkiye, İsrail i 2-1 yendi.
Ayrıca İstanbul Bölge Müdürlüğü’nce 3 yıl için konulan İstanbul Kupası’nı, Fenerbahçe kazandı.
Evet, Türkiye, FISA’ya, 1931 yılında üye olmasına rağmen Dünya Kürek Şampiyonaları’nda ilk kez, 1966 yılında göründü. Yugoslavya’nın Bled Gölü’ndeki bu şampiyonada Türkiye Remzi Tan, Emir Turgan, Mehmet Ayata ve Ahmet Baysan dörtlüsü ile katılımı oldu ve sadece elemelerde kaldı.
1960’lı yıllarda, İstanbul’da Paşabahçe – Beykoz ve Pendik – Kartal önleri, kürekteki büyük çekişmelerin parkurları oldular. Ama çekişmelerin kalitesi de, heyecanı da, yıllarca istenilen düzeyde olamadı.
1974 yılında, 3 bayan kürekçi, yurt dışına milli takımla götürüldü. Bu bayan sporcular ODTÜ’den Göknur Sungut, Galatasaray’dan Feray Kalaycıoğlu ve Nilgün Mumcuoğlu’ydu. Bu yıldan sonra, yurt dışında ülke adına yarışan bayan sporcular görünür oldular.
Ve 1976 yılından sonra, Fenerbahçe, yeniden ağırlığını koymaya başladı. Yıllarca çok başarılı yarışlar çıkaran Sarı Lacivertli kürekçiler, Türkiye Kupası’nı 10 yıl, Türkiye Şampiyonluğu’nu da 11 yıl aralıksız arka arkaya kazanma başarısını gösterdiler.
1970’li yılların sonlarına doğru, kürek sporunda bir toparlanış görülür. Özellikle genç kürekçilere önem verilmeye başlanışı ve alt yapı anlayışının gelişmesi sonucu, gençlerde, uluslar arası yarışmalara da yansıyan belirgin işaretler ortaya çıkmaya başladı. Bunda Bulgaristan’dan getirilen ve uzun süre, değişik dönemlerde Milli Takım Baş Antrenörü olan Nikolai Vassilev’in katkısı da büyük oldu.
1978 yılında Federasyon Başkanlığı’na Nihat Usta atandı. Bir yıl sonra bu görev Turgut İmir’e verildi.
Türk Kürekçileri, Akdeniz Oyunları’nda yeniden 1979 yılında Split’te görüldü. Tek Çifte de Can Bamyacıoğlu 5., Dört Tek Dümencisiz de Elhan Arzık, Haldun Akyaz, Faruk Algur ve Yunus Yılmaz 4., Dört Tek Dümencili de Bülent Demircigil, Ertuğrul Ateş, Recep Akıcı, Hasan Ünsal ve Tevfik Mersin ile 6. oldu.
1980 yılında Fenerbahçe yurt dışına ilk çıkan kulüp takımı olarak Bulgaristan a gitti. Fenerbahçe burada 3 gümüş, 2 bronz madalya kazandı. Yarışlara Bulgaristan, Romanya ve Polonya katıldı. Aynı yıl Yunanistan’ın Yanya (Ioannina) kentinde yapılan Balkan Şampiyonasında iki tek gençler kategorisinde Fatih Örer, Yani Suvermezoğlu Balkan Şampiyonu oldu. Ancak büyükler düzeyinde başarı uzun yıllar görülmedi. Ta ki gençlerin kürek sporuna ağırlıklarını koymaları tabandan tam gelişkin ve yetkin olarak gelişmelerine değin…
1982 yılında sekiz tek milli takımı Balkan 2. si oldu. Takımda Mehmet Oktar, Yüksel Taşçı, Yalçın Kaya, Suat Kaya, Güven Girgin, İrfan Karaca, Ayhan Balıkçı, Halit Üstünel ve Can Parlak yer alıyordu.
1983 yılında Pendik Türkiye de yapılan Balkan Şampiyonasında 4 çifte ekibi Balkan 2. si oldu. Ekipte Yüksel Taşçı, Çetin Öztürk, Levent Ekendiz ve Emir Işık bulunuyordu.
1984 yılında Romanya, Bükreş’te yapılan Balkan Şampiyonası’nda 2 çiftede Yüksel Taşçı ve Cüneyt Üstüner Balkan Şampiyonu oldu. Rakipleri Dünya 5. ve 6. larıydı. Aynı ekip Los Angeles Olimpiyatlarında 3. olan Yugoslav ekibini geçen Bulgar ekibini İstanbul Uluslar Arası yarışta geçme başarısını gösterdiler.
1985 yılında aynı ekip Almanya’nın Breisach kentinde yapılan uluslar arası yarışta 43 ülke arasından 2. oldular.
Aynı yıl Federasyon Başkanlığını geçici olarak sürdüren Işık Atilla yerine Nihat Usta tekrar federasyon başkanı oldu.
Yine 1985 te Dünya Kürek Şampiyonalarında ilk kez kilo kategorisi oluşturuldu. Sovyetler Birliği ve Demokratik Almanya gibi ülkelerin iri yapılı ve ağır cüsseli kürekçilerinin ezici üstünlüğü karşısında Güney Amerika ve Akdeniz ülkelerinin daha küçük yapılı kürekçileri kendi aralarında yarışma imkanı buldular. Aynı yıl İngiltere’nin Notthingham kentindeki Dünya Şampiyonasına Türkiye’de katıldı. Türk ekibinde Recep Akıcı, Faruk Algur, Mehmet Burçkin ve Gürtan Tokay yer aldı. Ekip Dünya 11. si oldu.
Türk Kürek Sporu hakemlikte de onuru son 12 yılda yaşamaya başladı. Türkiye’nin bu sürede 3 FISA hakemi oldu.
Önceki yılların gençlerinin ağırlık koymaları 80’li yılların sonuna rastlar. Uzun yıllardan beri büyüklerde ilk Uluslar arası başarı 1989 yılında Romanya’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda görüldü. 2 çiftede Yüksel Taşçı – Ersin Özgören ikilisinin bu şampiyonada gümüş madalya alması adeta bir çıkışın başlangıcı oldu.
1991 Akdeniz Oyunları’nda Türk Kürekçileri’de vardı. Ümmet Subaşı, Levent Avat, Harun Solak, Ali Rıza Bilal ve Cengiz Akaçık kürek tuttu. Türkiye sıralamada 5. likte kaldı.
Kürek sporunun yaygınlık ve donanım kazanması, tekne ve malzeme kalitesinin ve yeterliliğinin artması, gençlerin yanı sıra yıldız yaşındaki sporculara önem verilmesi, kürekçi kaynağının gelişmesini ve yaygınlaşmasını sağladı. 1991 yılında, Nikolai Vassilev sürekli olarak Milli Takımlar Baş Antrenörlüğü ne getirildi.
Bu sırada spora ilgi duyan bayan kürekçilerin sayısı da arttı. 1992 yılında Balkan Kürek Şampiyonası’nda, bayanlar 2 çiftede Nurinaz Tutsal – Elif Lermi ikilisi altın madalya sahibi oldular. Aynı şampiyona Türk kürek sporu akımından başarılı geçti denilebilir. Zira büyükler 4 çiftede Ali Rıza Bilal, Yüksel Taşçı, Osman Türüdü , Erkut Tınaz gümüş madalya aldı. Büyükler iki çiftede Osman Yürüdü, Erkut Tınaz yine gümüş madalya aldı. Bu, büyüklerdeki son Balkan Şampiyonası oldu.
Yine 1992 yılında, İskoçya’da yapılan 23 yaş ve altı Ümitler Dünya Şampiyonası’nda tek çiftede Ali Rıza Bilal 3., tek çifte hafif kilolarda da, Murat Türker’in beşinci olması, yarınlara bir işaretti.
Aynı yıl, yani 1992 ‘de , Türk Kürek Sporu, bir katılım onurunu daha yaşadı. Barcelona’da Olimpiyatlar’da tek çiftede Türk kürekçisi Ali Rıza Bilal ‘de vardı. Bilal daha elemelerde , teknesinin devrilmesi üzerine, Olimpiyat dışı kaldı. Ama Türk Spor Tarihin’de branşının bir ilkiydi. Ali Rıza Bilal…. O Olimpiyat’da kürek tuttu.
1993 yılında, federasyon başkanlığı için yapılan seçimi Nihat Usta kazandı.
1994 yılında, kano da Kürek Federasyonu’na bağlanarak adı “Kürek ve Kano Federasyonu” oldu. Federasyon her geçen gün daha durgun, daha heyecansız ve verimsiz olmaya başladı.
1994 yılında Fransa’da Akdeniz Oyunları’nda kürekte madalyalı tek sporcu vardı. Murat Türker. Murat Türker tek çiftede 3. olarak bronz madalya kazandı. Bu Akdeniz Oyunları tarihinde Türkiye’nin kürekte kazandığı ikinci tek madalya oldu. Akdeniz Oyunları’na katılan diğer sporcular ise Ümmet Subaşı, Sonat Doğan, Aytunç Eraslan, Ali Rıza Bilal, Osman Türüdü, Ali Pastanoğlu, Serkan Tutkun, Gökhan Çetintürk, Erkut Tınaz.
1993 yılı Ağustos sonu, Çekoslovakya’da düzenlenen Dünya Kürek Şampiyonası’nda Murat Türker tek çiftede yarıştı. Türker genel sıralamada 15. oldu.
1995 yılı da uluslar arası parkurlarda tek madalya ile geçildi. Finlandiya’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda ise Murat Türker Ali Rıza Bilal, Batuhan Barutçu, Yalçın Özcan ile katılan Türkiye elendi.
1996 yılında kürekçiler, uluslar arası organizasyonlarda yoktu. Yani yıl boyu boşa kürek çektiler.
1997 Şubat’ında Federasyon Başkanlığı’na Remzi Tan seçildi. O yılın yazında kürekçiler üç büyük organizasyonda mücadele ettiler. Daha sonra ki Dünya Şampiyonası’na tek çiftede Murat Türker, iki tek de Levent Avat, Ümmet Subaşı katıldılar. Bu sadece katılma güzelliği oldu.
Murat Türker Yalçın Özcan, Batuhan Barutçu, Okan Şenlik, Zafer Elçin, Sonat Doğan, Metin Pak, Seçkin Durahim, Oğuz Çankaya, Levent Avat, Ümmet Subaşı’nın madalya arzuları ise finalde eridi.
Macaristan Szeged ve Slovenya Bled Kürek Yarışları’nda Türk Sporcuları boy gösterdiler. Mayıs ayında Szeged yarışlarında Murat Türker, tek çiftede altın ve Müge Savaşkul tek çiftede gümüş madalya kazandı. Metin Pak, Seçkin Durahim, Yalçın Özcan, Ümit Hallaç, Burkay Günay elendi.
Haziran ayında Bled yarışlarında Türk Kürek Sporu’nun son yıllarda yetiştirdiği yıldız kürekçisi Murat Türker, yine şeref kürsüsünde yer aldı. Türker tek çiftede iki birincilik, iki de ikincilik aldı. Okan Şenlik de bir bronz madalya kazandı.
1998 yılında tek katılınan şampiyona Eylül ayında Almanya’da ki Dünya Şampiyonası oldu.Küreğin dünya zirvesinde Türkiye erkek ve bayanlarda birer sporcu ile yarıştı. Müge Savaşkul ve Murat Türker dev kürek arasında elendiler.
1998 yılında kulüplerin federasyondan bağımsız olarak kendi organizasyonları ile yurt dışı faaliyetlerine başladığı görülür. Galatasaray’da Kürek Şubesi yönetiminini gençlerin eline geçmesiyle yurtdışı organizasyonlarda gelişme yaşanmıştır.
Galatasaray Kürek Takım kaptanı Yüksel Taşçı’nın öncülük ettiği ve Galatasaray Kürek Şubesi kaptanı eski sporcu Osman Güneri’nin ve yönetici Fatih Gökşen’in olumlu bakışlarıyla Galatasaray’lı kürekçiler ilk kez Amerika’da yarışma imkanı buldu. Amerika’nın Boston kentindeki Dünya Salon Kürek Şampiyonası’nda Galatasaray’lı dört kürekçi yarıştı.
Yüksel Taşçı, Fatih Örer, Sami kaya ve Saim Kaya’dan oluşan ekip dünya devleri arasında dikkat çekti. Open Men sınıfında Saim Kaya 256 sporcu arasında ilk 20’ye girerken , Master Men kategorisinde Yüksel Taşçı 63 sporcu arasında 18. oldu. Aynı yıl Galatasaray Kürek Takımı bir ilke daha imza atacaktı. İngiltere’de yapılan 193 yıllık tarihi geçmişi olan geleneksel Henley Royal Regatta yarışlarında ilk kez bir Türk ekibi Galatasaray forması altında yarıştı. 8 tek ekibiyle katılan Galatasaray nefes kesen mücadeleden sonra son 20 metrede geçilerek elendi. fakat günün en süratli yarışı olması ve Henley’de ilk kez bir Türk ekibinin katılması açısından İngilizler tarafından Galatasaray ekibi büyük sempati topladı. Bu ekibimiz The Times gazetesinin spor sayfasını en üst köşesinde resmi yayınladı ve bu yarış uzun uzadıya anlatıldı.
Bu arada Fenerbahçe’de bir ilki gerçekleştirecekti. Boston ‘da yapılan geleneksel Head of Charles yarışlarına katılan Fenerbahçe’nin Ümit Hallaç, Burkay Günay, Serkan Tutkun ve Osman Türüdü’den oluşan dört tek ekibi 75 ekip arasından 28. oldu.
Milli Takımın 1998 yılında katılınan tek uluslararası etkinliği Almanya’da ki Essen Şampiyonası oldu. Kürekçiler buradan elleri boş döndüler.
2000 yılı daha bir yoğun geçti. Önce Mayıs Szeged yarışlarına gidildi. Batuhan Barutçu bir altın, bir gümüş, Bilgetay Kısacıkoğlu ve Hasan Özcan bir bronz , Murat Türker Bilgetay Kısacıkoğlu gümüş, Başak Öz bir altın ,bir gümüş madalya aldı.
Ardından Avusturya’daki Dünya Kupası İçin kürek çekildi. Murat Türker, Bilgetay Kısacıkoğlu, Levent Atıl, Hasan Özcan, Tufan Turanlı, Akın Saatçi, Osman Evren Şen, Ersin Bulut, Şevki Gülmez, Armağan Yardımcı ve Yalçın Akkoç güçlü rakipler arasında derecelere yaklaşamadılar.
Danimarka’da ki The Nations Cup yarışlarında da dereceye giren Türk sporcular olmadı.
Yunanistan’da ki Balkan Şampiyonası’nda ise kalabalık bir kadro ile katılan Türkiye Osman Şen , Akın Saatçi gümüş , dört çiftede Serkan Mercan , Ersin Bulut, Şevki Gülmez, Armağana Yardımcı bronz madalya kazandılar.
2000 yılında yapılan Federasyon Başkanlığı seçimini Çetin Öztürk kazandı. Bu yılda kulüplerin uluslar arası faaliyetleri devam edecekti. Amsterdam Kupası’na katılan Galatasaray tek çifte de Ekrem Özgören ve dört çifte de Ekrem Özgören, Sami Kaya, Saim Kaya ve Ali Nedrettin Şen’den oluşan ekipleri ile altın madalya kazandılar.
2000 yılında Galatasaray Kürek Takım Boston’da ki Salon Kürek Dünya Şampiyonasına tekrar katıldı ve başarılarını daha da geliştirdiler.Open Men kategorisinde Saim Kaya 5.53 derecesiyle finale kaldı. Finalde 6.00 derecesi ile Dünya 10.’su oldu. Master Men kategorisinde ise Yüksel Taşçı 6.24 lük derecesiyle aynı şekilde Dünya 10. ‘su oldu. 2001 yılında Plovdiv Yarışları’na 44 sporcu ile giden Türkiye eli boş döndü.
2001 yılında The Natıons Cup yarışlarında Onur Akatlar , Kaan Özler, Serkan Karaca, Murat Demircan, Tufan Turanlı , Çiğdem Ergüner aradığını bulamadı.
2002 yılında Fenerbahçe Boston’da ki Head of Charles Yarışları’na Ümit Hallaç, Metin Pak, Batuhan Kısacıkoğlu, Onur Akatlar, Seçkin Durahim, Sonat Doğan, Belgin Kabasakal, Yücel Mutlu ve dümenci Hasan Tayfun’dan oluşan sekiz tek ekibi ile 48 ekip arasından 4. olarak büyük bir başarıya imza attılar.
2004 yılında kulüp faaliyetleri devam ediyordu. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın katıldığı uluslar arası Gent Kürek Yarışları’nda Galatasaray’ın 8 tek ekibi altın madalya kazandı. Aynı şekilde Fenerbahçe ve Galatasaray’ın katıldığı Slovenya’nın Bled kentinde yapılan uluslar arası yarışlarda Türk ekipleri ikincilikten öteye gidemedi.
2004 yılında Türkiye Kürek tarihinin en önemli başarısı gerçekleşti. Denizcilik İşletmeleri Spor Kulübü’nden yetişen ve Galatasaray’a transfer olan Emre Vural ve Ahmet Yumrukaya Milli Takım forması altında Ümitler Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazandı. Bu, kürek tarihinin belki de en başarılı serüveniydi…
2005 yılında İspanya'nın Almeria kentinde yapılan Akdeniz Oyunları'nda Galatasaraylı sporculardan Saim Kaya ve Sami Kaya, iki çiftede 2. oldular.
2005 yılında yapılan Federasyon Başkanlığı seçimini Remzi Tan kazandı. 2006 Aralık ayında Kürek Federasyonu özerklik yolunda ilk adımı attı ve 2 adayın katıldığı şeçimde Çetin Öztürk rakibi Can Bamyacıoğlu'nu 15 oyla geçerek ilk özerk federasyon başkanı oldu.